26 Ağustos 2015 Çarşamba

su

hayatımın veziri yaptığım herkes beni rezil etti, ele, aleme
reytingi yüksek siyah beyaz bir filmim şimdi terkedilesi yazlık sinemelarda
kalbimin fuck off'larını, dilim lanet olsun diye çeviriyor, dilim yabancı gönlüme, dilim yabancı dil bilmiyor, insanları kandırıyor, dilim ısırdığımda kanıyor, acı yeyince yanıyor
eğer bir gün unutabilirsem seni koşup bir bardak su içecem
çünkü ben aklımda bir şeyle mutfağa gittiğimde çabuk unutuyorum, yürüdüğüm yolun ve geçirdiğim zamanın acısını bir bardak suyla geçirmeye çalışıyorum
bir bardak su ile geçip gider misin içimden, bilemiyorum

18 Ağustos 2015 Salı

saçma sapan

Tatlı dilim yılan zehirleriyle dolu, bir yazının daha başına geldik, mevsimlerden de hiçbir şey. Üstüme acıdan başka herhangi bir doğa olayı karışmıyor, toprağa da karışamıyorum. Köyünden patlıcan getirip satan adamın kazancına eş değer hüznüm, gönlüm mosmor. Kalbimin aynası kapkara, yine toparlayamıyorum cümlelerimi.
olmuyor, hiç bir şey!

12 Ağustos 2015 Çarşamba

...

yerleşik hayata henüz geçmiş topluluklar gibi olsam, yine de çarşamba pazarına gider esnaf amcanın çürük domateslerine maruz kalırdım
iş eski yeni de değil, iş bende
hayatta çıkardığım tek sesin ağzımdan gelmesi, ezgisine kulak kabartılan aletlere meyletmememin tek sebebi yalnızca benim
ee, ne farkım kaldı toprağın altında ki sincaptan?
arabam çalışmıyor
evim ısınmıyor
buralar beni sevmiyor
neyi kaldı insanlığımın?

9 Ağustos 2015 Pazar

öyle

Kağıt kalemi alınca elime başlıyor hayat sancılarını tekrar duyar gibiyim annemin her kelimeyi zaman dilimine böldüm, tüm dil kurumum hem fikir benimle ne de olsa kahvem yanıbaşımda, bir kaç teferruat için yardım aldım hayattan, en çok da sevilmeyi öğrendim, ama hep sınıfta kaldım. Her satıra bir kulp taktım, her pilavda bir kaşık bıraktım, uzanabildiğim her ciğeri pisledim, gördüğüm her kediye pisiledim, beni rahatsız eden her sineği öldürdüm, aldığım her nefeste de ben öldüm, benden geriye kalan, sizin olsun!

6 Ağustos 2015 Perşembe

Tokmak

kapıdan kovaam bacadan giren hüzünlerim var benim
penceremin önünde çiçeklerim
hep birlikte güldüğüm dostlarım var benim
hep bana gülen dostlarım...
ardı soğuk tokmak, kaç kere vurulmuş şimdiye kadar bilinmez, biliyorum bir kez daha çalınsa kapım öleceğim
olan çiçeklerime olacak
onları ben ölürsem kim sulayacak?

3 Ağustos 2015 Pazartesi

Bilinçaltını üstüne getirdim, yine de seni atamadım
tavandan aşağı sallanıyor sabah,
altımda bir tabure
çocuklaşma dedi annem
anne be dedim;
ben ne zaman büyüdüm?
hayatı elimize yüzümüze bulaştırmak tek meziyetimiz, yapıcıdan ziyade yıkıcı olmamız bizi bu hallere getirdi

olur

Saçlarını dolamışım ellerime
gözlerim ekmek almaya gitmiş
bundan güzel şiir olur
gökyüzüne çıkmış
ruhunu izliyorum
seni bi tek oradan görebiliyorum
bundan da güzel şiir olur
iki yalnız bir adam etmez,
ne bir baltaya sap
ne de bir şiir olur
olsa olsa hiç
Olur
böyle şiir mi olur?