27 Temmuz 2015 Pazartesi

Mesela yani

biraz ondan koyarsın biraz bundan, al sana waffle hayat bu kadar tatlı olsa keşke, ya da sahip olduğumuz her şey böyle burjuva hayaller kurdursa kürkçü dükkanı bizim olsa mesela, alabildiğine insan koysak kampanya yapsak icabında, ikinci gidişte dönüşler bedava olsa kepenklerimiz rengarek olsa kepenklerimiz gökkuşağı olsa hani zekatını yüreğimizden versek, belki doğru şeyler yapmadık ama iyi insanlarız sonuçta keşke şimdi waffle olsa da yesek, mesela

26 Temmuz 2015 Pazar

bizden türkçeye yeni imla kuralı olurdu, ne bileyim felsefede yeni bir akım başlatabilirdik
eğer biz olabilseydik 2+2 kesinlikle 5 ederdi

25 Temmuz 2015 Cumartesi

ahh

ceylan yüzünü her çevirişinde ruhumda mevsimleri değiştirir, sigarayı sever, her birini ruhumda söndürürdü, ruhlar alemim izmaritten geçilmiyor,
kadın
ne güzelsin kadın!
masumiyetin bana verdiği yetkiye dayanarak kendimi koca adam ilan ediyorum

24 Temmuz 2015 Cuma

Her zaman yağmur yağmazdı şehre ama gökyüzü hep rengarenkti,
insan her şeyi bir yerlerden ummamalı fikrimce,
bekletmektense beklemeli
sevilmemeye ağlamaktansa ilk kendi sevmeli
ölmeyi düşünmektense ilk önce doğup yaşamayı öğrenmeli
gelen misafire şeker tutmalı
ayakkabıları ters çevirmeli
insan önce kendini sevmeli
ve
insan kendine göre bir dünya bulamazsa çevresinde , kafasını hafif kaldırıp gökyüzüne bakmalı...
bütün renkler orada, birisi mutlaka yol gösterir çünkü
Vazgeçtiğin ben değil, kabinde üç kere giyip çıkardığın tişört ve ben o tişörtten daha az yakışmıştım yanına, giymediğin her elbise için ayıplanışına bile aşıktım oysa, bir seni sade katıksız yalın seviyordum, bu arada içki kasalarınıda sevmem, kendimden kopan her bir parçayı sana ekledim, seni kendimden bildim, bize iki insan fazlaydı, bu sebepten bir olduk, matematik dersinde öğretmediler mi sana bir tam olarak ikiye bölünmez, zaten virgüllü sayılarla da hayat geçmez!
Sonra gittin
hoş olmayan bir şekilde, kalakaldım!
çırılçıplak, yarımyamalak, saçmasapan...

adam

Bütün terkedilişlerini bir sigaraya sarıp yaktı,
ülkenin bütün yalnızlığı bu adamın tekelindeydi
bir şey istiyordu ama ne
bir şeye kızıyordu ama ne
bir şeyi seviyordu o lanet olasıca şey ne!
hani gönlü yanıyor derler ya, benzemiyor ama anımsatıyor
ne büyüyor ne küçülüyor
olduğu yerde sayıyor adam,
ne çok ölüyorsun be adam!

insan

Bir defa da kırk yerinden kırılır kalp, hüzünlü zamanların çokluğu buradan ileri gelir, bir defa da kırk defa terkedilir insan, yalnızlığın çokluğu da buradan gelir ...
İnsan
her sabah uyandığında aynaya tebessüm bırakmalı ve gece yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutmamalı
Göze alamadığı her şey burnundan geldi, içine çektiği dumanda, aldığı nefeste... Kelimeleri ağzında ıslattı, ipe ince ince dizdi, ağaç kavuğunda çıkan bütün mantarları ruhuna kopardı, zehri hayata aktı, göze alamadığı her şey gözünden düştü
Muhafazakâr kentin gayri meşru çocuğu, ne çok anı yemiş azığı az masasında, ne çok hayal söndürmüş demli çay bardağında, yalanları hep yatsıdan sonra uykuları hep sabaha karşı
ölümü, hep insanlığa karşı...

kadın

"kadın, dünyayı sırtında taşır da yine de yaranamaz ele, aleme"

16 Temmuz 2015 Perşembe

...


"üç dört yaşlarında sevmiş gibiydim seni,
üç dört yaşlarında bir yaz sabahı uyanmışım yanında sanki,
hani biraz uyusam anılar biriktiği yerden bir delik bulup çıkacak dışarı,
Uyuyamıyorum,
gözlerim kan çanağı,
dünyanın sempatik arabası süslenip üzerimden geçiyor,
ölmüyorum,
saçlarından tutup asılıyorum boynumdan,
tel tel ölüyorum,
 beni gözlerine gömüyorlar,
gömüldüğüm yerden büyüyorum,
büyüdükçe düşüyorum, gözünden
sanki üç dört yaşlarında sevmiştim gibi..."



14 Temmuz 2015 Salı

Ah bu ben!

"Gökyüzü maviye dönüşünce ömrüme bir ömür daha katılıyordu, neden her yazımda kendimden bahsediyordum, kendimi yazılara mı saklıyordum, yoksa yazmaya değer bir şey yok muydu hayatta?
Velhasıl cümle başlangıcı itibariyle umut doluydu ve doldurabileceğim tek araç kendimdi, bir poşete, bir çuvala sığmazdı, dünya'ya ise küçük gelirdi...
Evrende toplu iğne ucu kadar yer kaplayan dünya ne kadar büyükse artık bana, o kadar yalnızdım
bitkilerden ve hayvanlardan kurduğum zaman bir bir tükeniyordu, her anın bitişi katliam, yıkım, felaketti
Cümleler gittikçe acıya sürüklüyor yazıyı, evlerin yangın merdiveni ne kadar gerekliydi yangın çıkınca kendini camdan atan bir adam için tartışılır, ben dünyaya ne kadar gerekliydim kıyameti bekleyen bir hayat için, tartışılır..."

6 Temmuz 2015 Pazartesi

İç çekerim gemilerin artık gelmediği limana ve her gördüğüm balık hüzün verir artık bana, 
nerede bir tavuk görsem koşarım ardı sıra,     yumurta en sevdiğim yiyecek değil ama şu an ilk aklıma geleni
gün döndüğünde anlarım ışığın kıymetini, gece çöktüğünde anarım gökyüzünün rengini
insanları kaybettiğimde yadıma düşerler, düşen her insan canımı acıtır aslında hiç biri de düştüğü gibi kalkamamıştır
Ülkemin başıyla sonu arasındaki fark 76 dakika
ben o farkla yaşıyorum 
yeni başladık, daha 20. dakikadayım,
mevsim yaz, ben hala ısınamadım hayata
vakit erken, 
ve gelecek olan her neyse
bekliyorum.

4 Temmuz 2015 Cumartesi

melekten bozma şeytan kanatlar ne kadar kanlı,
sonbaharın en güzel yanının temsili umutlarım, çırılçıplak ve solgun.
kalbimin sökülüp takılan bir araç gibi kullanılması insanlar arasında, hiçte takdir ettiğim bir olay değil aslında, ama bazı şeyler sen istemediğinde güzel, hayat için.
Utancından bakamamak, bakmaktan utanmamaktan daha utanç verici bişey değil elbet 
Ama sen yine de ayak tırnaklarını düz, el tırnaklarını oval kesmelisin, bu tundra iklimi içinde de geçerlidir ve soğuk havalarda kanatlarını unutmamalı, kanatlarından utanmalısın, uçamasan bile.