23 Nisan 2015 Perşembe

insanlar sevgilerinden çok nefretlerinde kararlıydılar ve göstermeye layık gördükleri şey;
sevgiden çok nefretti
ne mutlu nefret edene!
Henüz yeni doğmuş bir akarsuyum, insanlar arasından, insanlıktan kıvrım kıvrım geçiyorum
anılar, barajlar, köprüler ve hayaller inşa edildi bir bir,
Pisliğe, ota, boka, çamura battım
Balıklarımı, kaplumbağalarımı, kurbağalarımı çok seviyorum
Onlara hayat veriyorum, barınak oluyorum, onlarla oyunlar oynuyorum, hepsini bir bir bağrıma basıyorum
Ne olur atmayın oltalarınızı, kancaları canını acıtıyor balıklarımın...
Ne doludizgin çoşabiliyor
Ne de diniyorum
sağımı solumu yeşerterek
Balıklarımı, yılanlarımı, hüznümü alıp Karadeniz'e döküyorum
Sistem çalışmasını durdurmuş, ev hanımı hayallerim
Bir yerden bi yere giderken ayaklarımı kullanamıyorum artık, çünkü basamıyorum gözyaşlarıma, hani bir çift kanat olsam kırılır, incinirdim.
İnsan olmaktan utandığım günlerden geçen ülke de alakadar etmiyor artık beni diğer her şey gibi.
Birinci tekil kişi egoist, birinci çoğul kişi aşktır türkçede.
İkinci tekil kişi toplum, ikinci çoğul kişi iktidardır,
Üçüncü tekil kişi dilenci üçüncü çoğul kişi hiçkimsedir.
Türkçenin bütün yazım ve noktalama işaretlerini bilsemde, bu tekbaşınalığın, hasretin anlamı yok sözlüklerde, lügatlarda...
Ben, sevmemek, çocuğa çarpıp kaçan arabalı, adamları.