1 Mayıs 2015 Cuma

Geçen zaman bir şeye fayda etmiyor. 1 gün ile 10 gün arasında milyonlarca gün varmış gibi acılarım, yılları ise saniye misali yaşıyorum, mutluluğum yıllara eş.
ve veya yaşamıyorum
Çelişki
yaşamak, yaşamak, yaşamamak, yaşlanmak...
bu yaşta acılarla uğraşmak, adına aşk acısı deyip, incir çekirdeğine sığdırmaya çalışmak...
Hatta küçümsenmek,
Bir insanı sevmek neden kötü olsun, hüzün küçümsenecek bir şey mi?
Gel, güldürme beni millete
gel
Kelebek sıkılmıştı hep ömrünün kısalığından dem vurulmasından. Oysa ne güzel uçuşu, naif bir tebessümü ve kanatlarında en başarılı modacıların bile tasarlayamayacağı bir kıyafeti vardı.
İnsanların bu denli yok edici olmalarına aklı ermiyordu.
Neden bir kelebek bahsi geçildiğinde bunları biliyor musunuz bülteni gibi ''kelebeğin ömrü 1 günmüş'' cümlesi sarf ediliyordu.
Kelebeğin hayata değer şahaneliği vardı; bu söz konusu bile olmuyordu masalardaki sohbetler esnasında.
Neden hayatta hep yok edilme zamanları ön planda oluyordu dillerde, bir şey terkedilmişliğiyle mi ya da bırakılmışlığıyla mı hatırlanmalı?
yoksa sevgisi ile mi?
Zamanlar kanla mı boyanmalı?
yoksa gök kuşağıyla mı?
Gönüllerde ki güzellikleri görmek yerine neden hep mutsuzluk?
Neden hep insanları mutsuzluğa itme çabası?
bu sorulardan, felsefecilikten sıkıldık!
Cümlelerin en güzeliğini söylemiş şair:
-Dünya'yı güzellik kurtaracak,
bir insanı sevmekle başlayacak her şey.