26 Ekim 2014 Pazar

Başkaldırı

Saatlerin geri alındığı iyi oldu, artık acımı bir saat eksik yaşıyacam, karanlık artıcak...
Dünya ruh halime bürünecek, ben seni 1 saat daha fazla sevicem.
Karanlığın ortasıda yolumu bulmak içinde seni yakıcam kalbimde.
Ne yakıtlara gelen zamlar, ne de apartman aidatı umurumda olmayacak.
Çocuk yetiştirmenin püf noktalarını anlatan seminerleri gereksiz bulup yine seni düşünücem.
Toplu taşımalarda boşluklara ilerlemicem, yaşlılara yer vermiyecem, kırmızı ışıkta geçip korna seslerine boğucam şehri, bacalardan çıkan o duman ben olucam.
Kapı önlerine, cami avlularına bırakılan çocuklar da ben olucam.
De/da'yı ayrı yazmıcam.
Yemeğimde kalan son lokmaları yemicem, sokak kedilerini yine sevmicem, ayakkabılarımı silmicem, saçımı taramıcam, yemek yemicem. Azrail geldiğinde ölmücem, ben sadece seni sevicem, sadece seni.
Ben bir saatim geri al beni.

23 Ekim 2014 Perşembe

(...)

Sokak aralarında şiddetli kavgalara şahit olduk, fiyakalı abilerimizin yumruklarını izledik.
Kim dövüyorsa onun yanında olup destekledik, zafer bizim oldu. Dağılın derlerdi büyükler.
Biz fiyakalı olamadık, sokak aralarında dövüşmedik; 
ama
şiddetli sevmelerimiz oldu, 
teke tek sevmelerimiz oldu,
biz sevince bütün dünya bizi izliyordu.
tabi fiyakalı değildik; doğal olarak da sevilmeyi tadamadık.
Kavga da bile söylenmedi adımız,
aşk mı?
haşa... 
Biz de sevdik.
Ne sevenimiz oldu, ne de zaferimiz.
Dağıldık.

19 Ekim 2014 Pazar

Ben senden ne yar olmanı istiyorum ne yara.
Bir keresinde beni anlamıştın, belki yine anlarsın.

Benden Kafka olmaz, olsa olsa kaka olur.

Milena.