24 Temmuz 2015 Cuma

Her zaman yağmur yağmazdı şehre ama gökyüzü hep rengarenkti,
insan her şeyi bir yerlerden ummamalı fikrimce,
bekletmektense beklemeli
sevilmemeye ağlamaktansa ilk kendi sevmeli
ölmeyi düşünmektense ilk önce doğup yaşamayı öğrenmeli
gelen misafire şeker tutmalı
ayakkabıları ters çevirmeli
insan önce kendini sevmeli
ve
insan kendine göre bir dünya bulamazsa çevresinde , kafasını hafif kaldırıp gökyüzüne bakmalı...
bütün renkler orada, birisi mutlaka yol gösterir çünkü
Vazgeçtiğin ben değil, kabinde üç kere giyip çıkardığın tişört ve ben o tişörtten daha az yakışmıştım yanına, giymediğin her elbise için ayıplanışına bile aşıktım oysa, bir seni sade katıksız yalın seviyordum, bu arada içki kasalarınıda sevmem, kendimden kopan her bir parçayı sana ekledim, seni kendimden bildim, bize iki insan fazlaydı, bu sebepten bir olduk, matematik dersinde öğretmediler mi sana bir tam olarak ikiye bölünmez, zaten virgüllü sayılarla da hayat geçmez!
Sonra gittin
hoş olmayan bir şekilde, kalakaldım!
çırılçıplak, yarımyamalak, saçmasapan...

adam

Bütün terkedilişlerini bir sigaraya sarıp yaktı,
ülkenin bütün yalnızlığı bu adamın tekelindeydi
bir şey istiyordu ama ne
bir şeye kızıyordu ama ne
bir şeyi seviyordu o lanet olasıca şey ne!
hani gönlü yanıyor derler ya, benzemiyor ama anımsatıyor
ne büyüyor ne küçülüyor
olduğu yerde sayıyor adam,
ne çok ölüyorsun be adam!

insan

Bir defa da kırk yerinden kırılır kalp, hüzünlü zamanların çokluğu buradan ileri gelir, bir defa da kırk defa terkedilir insan, yalnızlığın çokluğu da buradan gelir ...
İnsan
her sabah uyandığında aynaya tebessüm bırakmalı ve gece yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutmamalı
Göze alamadığı her şey burnundan geldi, içine çektiği dumanda, aldığı nefeste... Kelimeleri ağzında ıslattı, ipe ince ince dizdi, ağaç kavuğunda çıkan bütün mantarları ruhuna kopardı, zehri hayata aktı, göze alamadığı her şey gözünden düştü
Muhafazakâr kentin gayri meşru çocuğu, ne çok anı yemiş azığı az masasında, ne çok hayal söndürmüş demli çay bardağında, yalanları hep yatsıdan sonra uykuları hep sabaha karşı
ölümü, hep insanlığa karşı...

kadın

"kadın, dünyayı sırtında taşır da yine de yaranamaz ele, aleme"